30 Eylül 2020 Çarşamba

The Wicker Man (1973) #horror #korku #filminceleme


1973 yapımı, Robin Hardy tarafından yönetilen Edward Woodward, Christopher Lee, Diane Cilento ve Britt Ekland'ın oynadığı The Wicker Man filmini dört yandan ele aldık.

İsterseniz podcast olarak aşağıdaki linklerden de dinleyebilirsiniz.

                    




19 Eylül 2020 Cumartesi

Batman #99 ve Nightwing #74 (Podcast #2)



James Tynion IV'ün yazdığı Batman 99 ile Dan Jurgens'in yazdığı Nightwing 74 üncü sayıları sizler için ele aldık.

İkinci podcastimizi böylece yayınlamış bulunuyoruz. Yeni sezonumuzda web sitemize ve diğer sosyal medya platformlarına daha fazla önem vereceğiz. İlk podcastimiz youtube videosu olarak hizmetinizde.

Aşağıdaki logoları tıklayarak podcast olarak da dinleyebilirsiniz.

           

        Spotify                 Soundcloud             Spreaker

9 Eylül 2020 Çarşamba

Fall Guys



Oyun dünyasını kasıp kavuran; pek çok yayıncının canlı yayında oynadığı, bazen eğlendiren bazen de sinirden oyun kolunu kırdıran Fall Guys oyununu sizler için inceledik.

Oyun 4 Ağustos’tan beri bilgisayarlarda ve PlayStation’da oynanabiliyor. Devolver Digital firması tarafından geliştirilen oyun yayınlandığı tarihten itibaren ilk 24 saat içerisinde bir buçuk milyon oyuncuya ulaşarak zamanımızın en çok indirilen ve oynanan oyun sıfatını ele geçirmiş durumda.

Sevimli ponçik elemanımızı hazırlıyor ve 60 kişiye kadar olan oyuncu grubu ile aynı anda oyuna başlıyoruz. Oyunun amacı bize sunulmuş olan çeşitli platformlarda sona kalanlardan olmamak. Her tur oyuncu grubunun bir kısmı eleniyor.

yazının devamı için tıklayın

11 Şubat 2019 Pazartesi

Organize İşler 2: Sazan Sarmalı

Araba nerde? Para nerde?
Burada Müslüm denen bir hıyar varmış!
“Zira” diyo’ “zira” nedir?
Eski filmin hatrına izlenen, ve yine hatır için sevilebilecek bir film, Sazan Sarmalı.
Hani yıllar sonra bir ortamı ziyaret edersiniz. Pek çom şey eksilmiştir ama kalanlarla eskiyi yad edersiniz ya.. İşte öyle bir şey.
İlk filme aynı formülü takip ediyor: Müzikler güzel. Nil Karaibrahimgil yine özgün bir beste yapmış.
İstanbul manzaraları güzel.
Bazı espirileri hakikaten güldürüyor.
Kıvanç Tatlıtuğ epey güzel oynamış.
Eğlenceli bir film. Ama işte bu kadar. Son zamanlardaki Türk filmlerinin ortalamasına göre iyi. Yılmaz Erdoğan’ın ortalamasına göre vasat.
“Elleriniz dert görmesin Yılmaz Bey!”

12 Nisan 2017 Çarşamba

Suicide Squad (2016)

Alıntıdır. İncelemeyi orijinal konumundan okumak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz
Suicide Squad (2016) – http://wp.me/pWBPK-1Ic
“Gizli bir güvenlik kuruluşu, süper insanların zaman içerisinde ülke için tehdit oluşturabileceğini düşünmekte ve aynı güçlere sahip kişilerden bir güvenlik gücü oluşturulması gerektiğini ileri sürmektedir. Bunun için de süper kötülerden bir görev gücü oluşturulur: İntihar Takımı.
DC evreninin sinema ve televizyondaki gidişatı hiç de hoş değil. Flash en son izlediğimde ergenlere hitap edecek nitelikteydi. Arrow her geçen sezonuyla daha da düşüşteydi. Batman v Superman ise olmamış bir filmdi. Dolayısıyla Suicide Squad da geleneği bozmadı. Evet, çok çok kötü diyemeyiz belki. İki saati aşan süresi boyunca izleniyor bir şekilde ancak izlemenizi sağlayan sürükleyiciliği veya orijinalliği değil, bir çizgi roman uyarlaması oluşu. Filmin kötü kotarılmış olmasının yanı sıra erken girişilimiş bir proje olduğunu da düşünüyorum. DC evrenindeki kahramanlara yer veren birkaç film daha çekildikten sonra kötülerin başrolde olduğu bu filme kalkışılmalıydı bence…”

Logan (2017)

Çizgi roman uyarlamalarını, süper kahramanları sevseniz de sevmeseniz de bu filmi seveceksiniz. Bazı filmler ödül için yapılır. Bazı filmler piyasa için yapılır. Logan ikisinin arasında bir yerde.
Logan başrollerini Hugh Jackman ve Patrick Stewart’in paylaştığı son X Men filmi.
İnişli çıkışlı bu serinin  önceki filmlerinin aksine fantastik-aksiyon filminden ziyade bir drama ve gerilim filmini andırıyor. Temposu, hareketli ve yavaş sahneleri, duygu ve aksiyon dengesi son derece güzel ayarlanmış.
Sinopsisin klişe olmasına rağmen senaryo ve yönetmenlik açısından oldukça güzel iş çıkarılmış.
Sinopsis kısmına klişe dedim. Sebebine siz karar verin: Hayatta amacını kaybetmiş bir adam kendisine verilen son bir işten dolayı cebren yeni bir ilişkiye başlamak zorunda kalır. Hem de hiç istemeyeceği türden bir ilişki; Usta çırak ilişkisi hatta baba kız ilişkisi gibi.
Elbette bu bir mutant filmi olduğundan, Logan’ın bakmak zorunda olduğu kişi de sıradan bir çocuk değildir. Her yönüyle ona benzeyen son derece vahşi ve kontrol edilmesi güç bir mutanttır. Kötü başlayan ilişki zamanında bir bağlılığa dönüşür.

La La Land – Aşıklar Şehri

​Bu kadar iltifata mazhar olup 7 dalda Altın Küre alarak 14 dalda da Akademiye aday olduktan sonra La La Land bizim de radarlarımıza yakalandı (Radarlarımız oldukça eski modelmiş anlaşılan).
Filmi izleyen ve web sitemizin ekibinde yer alan diğer yazar arkadaşlar (bal yapmayan arılarım) bu filme eleştiri yazmayı reddedince iş yine başa düştü.
Karşınızda: Aşıklar Şehri nam-ı diğer La La Land!
Filmin başrollerini Ryan Gosling ve Emma Stone paylaşıyor. Yönetmen koltuğunda ise Whiplash filminden tanıdığımız Damien Chazelle oturuyor (TRT girişi oldu). Hatta filmin bir sahnesinde Whiplash’ı hatırlatırcasına J. K. Simmons’ın yer aldığı bir cameo sahnesi bulunuyor. Simmons yine enstürman çalan esas oğlana kabus oluyor ve gülümsetiyor.
Aslında müzikal olması nedeniyle bu yapıma oldukça ön yargılı yaklaşmıştım. İzlememin bu kadar gecikmesinin sebebi de buydu.
Bu ön yargımın küçükken ve daha İngilizce bilmeden izlediğimiz müzikallerden kaynaklandığını söyleyebilirim.
Şimdiki çocuklar ise bu konuda şanslı. Mesela Karlar Ülkesi gibi yapımlardaki şarkılar çok güzel bir şekilde Türkçe’ye çevriliyor. Gerçi bizim zamanımızda da (1980-1990 arası doğan kuşak) Alaaddin ve Hercules çizgi filmlerinin şarkıları çok hoştu. Hatta Herkül’ü Tarkan seslendiriyordu.
Adetim üzerine hiç bir eleştiri okumadan izlemeye koyulduğum filmin daha açılış sekansındaki otoban sahnesi ne derece kaliteli bir yapımla baş başa olduğumuzu gözler önüne serdi.